KATEGORİ ARŞİVİ: Kültür – Sanat

VİZELERDEN SONRA İZLENECEK 5 FİLM ÖNERİSİ

 

Little Miss Sunshine(2006)

kgı

İMDb:7,8

TÜR:Dram,Komedi,Macera

 

Little Miss Sunshine adlı güzellik yarışmasını kazanan  Hoover bütün ailesiyle beraber yolculuğa çıkar.Bu yolculukta birbirinden farklı karakterleri tanır traji komik hikayelerine tanık oluruz.

 

 

K-PAX(2001)

k-pax

İMDb:7,4

TÜR:Bilim Kurgu,Dram

 

Nedir bu K-Pax? Prott’un geldiğini söylediği gezegen. Prott kimmiş ki diyorsanız film bize bu güzel adamın hikayesini anlatıyor.

 

Perfume: The Story of a Murderer(2007)

perfume

İMDb:7,5

TÜR:Dram,Gerilim,Suç

Filmin başından başlıyoruz katilimizi tanımaya… Çocukluğundan gelen hassas koku algılaması onu güzel kokulara iter ve bu da parfümlerin revaçta olduğu bir Fransız döneminde yükselmesine sebep olur. Dünyanın en müthiş kokusunu saklama isteği onu çılgın bir projeye başlamasına neden olmuştur.

American History X(1998)

amerikan

İMDb:8,6

TÜR:Dram,Suç

 

Derek kişisi Neo-Nazi’dir. Irkçı arkadaşımız hapishaneye düşer ve ırkçı düşüncelerini sorgulamaya başlar. Hapisten çıktığında kardeşinin de kendi izinden geldiğini farkedince ona doğru yolu göstermeye karar verir. Filmin gerçek yaşamdan uyarlandığını da belirtelim.

 

The Age of Adaline(2015)

age
İBDb:7,2

TÜR:Dram,Romantik

Adaline 29 yaşında trafik kazası geçirir ve bu kazadan sonra ölümsüzleşir. Kendini gizlemek adına belli yıl geçtikten sonra yer değiştirir ve kimseyle yakınlaşmaz fakat karşına Ellis beyefendisi çıkınca ben niye hayatımı yaşamıyorum ki diye kendini sorgular ve yıllar sonra yeni bir aşka yelken açan Adaline haftasonu Ellis’in ailesiyle tanışmaya gider ve beklenmedik bir durumla karşılaşır.

 

KAYNAKÇA:

http://www.imdb.com/

 

Eda KELEŞ

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

Vizeler Öncesi Ankara Etkinlik Takvimi

Herkese merhaba!

Ekim ayının sonuna yaklaşırken ve vizeler gittikçe yaklaşırken sizlere
 kafanızı dağıtabileceğiniz , eğlenebileceğiniz birkaç etkinlik önerisinde bulunmak istedim..
1) Bülent Ortaçgil Konseri
 image (1)
 
Türk gitarist,şarkıcı ve besteci Bülent Ortaçgil IF Performance Hall’da 26 Ekim Çarşamba akşamı saat 21:00’da sahne alacak.
2) Bir Delinin Hatıra Defteri
 
Gogol’un tiyatroya uyarlanmış ünlü eseri Bir Delinin Hatıra Defteri Metin Zakoğlu yorumuyla Kentpark AVM Moral Sahne’sinde oynanacak.Etkinlik 28 Ekim Cuma günü 20:00’da..Kaçırmayın!
 
3) Gripin Konseri
 
Ünlü pop rock grubu Gripin 29 Ekim Cumartesi saat 22:00’da şarkılarıyla Ankaralı müzikseverlerle buluşacak.Konser 6:45 Kaybedenler Kulübü adlı mekanda gerçekleşecek.
 
4) Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
 
image (2)
 
Ece Temelkuran’ın kitabından uyarlanan komedi oyunu Bütün Kadınların Kafası Karışıktır 31 Ekim’de ODTÜ KKM’de sahne alacak..Deniz Çakır,Şebnem Sönmez gibi ünlü oyuncuların rol aldığı bu oyunu kaçırmamanızı tavsiye ediyorum..
5) Annemin Son Çılgınlıkları 
 
Devlet tiyatrolarının yeni dönem oyunlarından olan Annemin Son Çılgınlıkları alzheimera yakalanmış bir anneyi ve ona bakmakla yükümlü olan iki kız kardeşi anlatıyor..
Oyun 4 Kasım Cuma günü Büyük Tiyatro’da 20:00’da sahne alacak.Kaçırırsanız da üzülmeyin..Oyunun sahne aldığı diğer gün ve saatleri devlet tiyatrolarının internet sitesinde bulabilirsiniz.
 
6) Sıla Konseri
 
image (3)
Ve geldik büyük heyecanla beklediğim bir konsere..Sıla 5-6 Kasım’da ATO Congresium’da konser verecek.
Eğer siz de benim gibi bir Sıla hayranıysanız elinizi çabuk tutun!Biletler tükenebilir..
 
İlginizi çekebilecek etkinlikleri bulmanızı sağladıysam ne mutlu bana..Hoşçakalın..
 
 
Ecem ÖZDER
 
Basılı-Online Yayınlar Koordinatörlüğü 
Proje Sorumlusu

Türkiye’nin Lezzet Haritası

turk_mutfagi_hayran_birakiyor_h11178

 

Eğer Türkiye’de yaşıyorsanız ve benim gibi Adanalı iseniz çok şanslısınız.Her tarafı cennet vatanın yemekleri  de bir o kadar güzel.Hayatın anlamını farklı tatlar denemeye adayan biri olarak sizlere ülkemizin neleri meşhur,nerede ne yenir nasıl yenir bahsetmek istiyorum.

         ADANA KEBAP

adana-kebap

Bir numaradan başlamamız gerekirse eğer plakası 01 olan Adana’nın Dünya’ya ün salmış lezzetinden başlamak istiyorum.Tarihi çok eskiye dayanan bu lezzeti diğer kebaplardan ayıran şey ise kuzu etinin zırhla dövülmesi ve içine kuyruk yağı konulması.Acısını da unutmamak lazım tabi…Adana Kebabı’nın servisi, tamamlayıcı unsurlar olan yeşillik, sumaklı soğan salatası ve salatayla yapılmalıdır.Adana’ya yolu düşenlerin  ölmeden önce en az bir kere yemesi gereken  lezzet.

         BAKLAVA

a145de4c6f5738a4506c82a606890df5

Türkiye’nin  bir numaralı  tatlısı baklava, dünyanın her yerinde bilinen ve ağızları sulandıran bir lezzettir. AB Komisyonu tarafından 8 Ağustos 2013 Tarihinde baklavanın Türk tatlısı olduğu tescil edilmiştir.İnce yufkaların arasına yöreye göre ceviz, antep fıstığı,badem veya fındık konarak yapılır.Gaziantep’e yolunuz düşerse güzel yemeklerinin arkasına has baklavanın tadına bakıp damakta veren o lezzete ulaşabilirsiniz.

İÇLİ KÖFTE

3101552-icli-kofte

Türkiye’de Hatay,Osmaniye,Adana ve birçok yörelerinde yapılan bu lezzeti dünyanın hiçbiyerinde bulamayabilirsiniz.Bulgurun hamur haline getirilip içinin kıymayla doldurulmasıyla yapılan bu yemek şimdiden okuyanın ağzını sulandırdığını görür gibiyim.

    YAPRAK SARMA

indir

Yapması zor yemesi kolay olan bu lezzeti biz gurbette okuyan öğrenciler iç geçirerek okuyacaktır.Üzüm yaprağının içine pirinç katılarak yapılan bu yemeği ilk bulan nasıl zeki bir insansa saygıyla anıyorum.Özellikle zeytinyağı ile servis edilirse bir o kadar lezzetli oluyor.

  ÇİĞ KÖFTE

cigkofte-ziya-sark-sofrasi-florya-2

Özellikle Adıyaman ve Şanlıurfa yöresine ait olan bu lezzet  bulgurun yoğrulmasıyla her ustanın yapamacağı güzellikte bir tat.Aslı içinde çiğ etin isotla beraber marine edilmesiyle hazırlanır.Fakat ülkemizde daha çok etsiz çiğ köfte tüketilmektedir.Belki de hepimizin Urfalı bir arkadaş edinince ilk sorduğu sorudur,“çiğ köfte yoğurabilir misin?”

MANTI

manti-tarifi-1

Türk mutfağının zeka örneğinin en başarılılarından bir tanesi olan mantı,yapması en zahmetli fakat tadını hiçbir zaman hiçbir yerde bulamayacağınız bir lezzet.Üzeri sarımsaklı yoğurt ve tereyağ ile buluştuğunda ise ortaya muhteşem bir tat bırakmaktadır.

Türk göbeğinin neden bu kadar ünlü olduğu yukarıda verdiğim birkaç örnekle anlatılabilir.Yakın zamanda yine ülkemizin diğer lezzetlerinden sizlere bahsetmek üzere birkaç yazı paylaşacağım.Ağızlarımızın sularını silmenin vakti geldi galiba…

 

Murat HAYTAOĞLU

Yönetim Kurulu Başkanı

VİZYONDAKİLER(14.08.2016)

1.KABUSTAN GELEN( BEFORE I WAKE)

jnk

“Jessie ve Mark Hobson (Kate Bosworth ve Thomas Jane) küçük oğulları Sean’ı (Antonio Romero) kaybettiklerinden beri zor bir ilişki yaşamaktadırlar. Bir çocuk sahibi daha olamadıkları için evlat edinmeye karar verirler. Çift, annesi Andrea’yı (Courtney Bell) pankreas kanserinden kaybetmiş olan 8 yaşındaki Cody’i ( Jacob Tremblay) evlerine getirirler. Cody çok tatlı, sevecen ve zeki bir çocuktur ancak bir tek garipliği vardır. Uyumamak için elinden geleni yapmaktadırç.”

 

2.JASON BOURNE

hb

 

“Matt Damon, Jason Bourne ile en ikonik rolüne geri dönüyor. The Bourne Supremacy ve The Bourne Ultimatum filmlerinin yönetmeni Paul Greengrass, CIA’in en ölümcül, eski ajanının karanlıktan çıkışını konu alan Bourne serisinin yeni bölümünde Damon’a birkez daha yönetmen koltuğunda eşlik ediyor. Jason Bourne filminde Damon’a Alicia Vikander, Vincent Cassel ve Tommy Lee Jones eşlik ederken Julia Stiles serideki rolünü tekrar canlandırıyor.”

 

3.GHOSTBUSTERS (HAYALET AVCILARI)

ADF

“Ghostbusters: Hayalet Avcıları uzun süredir beklenen dönüşünü yepyeni ve de çok eğlenceli yeni karakterleriyle yapıyor. Otuz yıl önce, serinin tüm dünyada fırtınalar estiren ilk bölümlerinden sonra, yönetmen Paul Feig, bu gerçeküstü komediye taze bir tarz getiriyor. Yönetmenle birlikte başrolde günümüzün en komik oyuncuları; Melissa McCarthy, Kristen Wiig, Kate McKinnon, Leslie Jones ve Chris Hemsworth çalışıyorlar. Bu yaz, dünyayı kurtaracaklar!”

4.IŞIKLAR SÖNÜNCE (LIGHTS OUT)

AAD

“Rebecca evi terkettiğinde çocukluk korkularını da arkasında bıraktığını düşünüyordu, büyüyüne kadar ışıklar kapandığında nelerin gerçek, nelerin gerçek olmadığından hiçbir zaman emin olamadı Fakat şimdi de küçük kardeşi Martin, Rebecca’nın daha önce yaşayıp akıl sağlığını ve güvenliğini tehdit eden, bu açıklanamayan ve dehşete düşüren olayları deneyimlemeye başlar. Bu korkutucu varlık, Anneleri Sophie ile olan gizemli bağından dolayı tekrar ortaya çıkmaktadır. Ama bu sefer Rebecca gerçeği ortaya çıkarmaya daha da yaklaşır, artık hayatlarının tehlikede olduğunu inkar edemez… ışıklar sönmüştür bir kere…”

 

5.KARANLIK SULAR(THE SHOLLOWS)

SD

“Sıkı bir gerilim filmi olan The Shallows/Karanlık Sular’da, Nancy Adams (Blake Lively) gözlerden uzak bir kıyıda sörf yapmaktadır ki kendisini bir büyük beyaz köpekbalığının avlanma sahasında bulur. Kıyıdan sadece 180 metre açıkta olmasına karşın, hayatta kalmanın Nancy’nin yaratıcılığını, pratik zekasını ve dayanıklılığını kullanmasını gerektiren tam bir irade sınavı olduğu anlaşılır.”

 

6.ŞEYTANIN OYUNCAKLARI(WORRY DOLLS)

qwqe

“Eski bir inanışa göre, eğer günahlarınızı şeytanın oyuncaklarına anlatıp onları bir kutuya koyarsanız, bu kutular gittiğinde günahlarınız da onlarla birlikte yok olur. Polis memuru Matt, öldürdüğü bir seri katilin evinde arama yaparken eski, tahta bir kutunun içinde küçük el yapımı oyuncaklar bulur. Fakat dikkatsizce arabasında unuttuğu bu tahta kutu, 8 yaşındaki kızının eline geçer. Takılar yapıp annesinin dükkanında bunları satan küçük kız, son kolyelerinde bu kutuda bulunan oyuncakları kullanır. Lanetli kolyeler artık başka insanların eline geçmiş, elden ele dolaşmaya başlamıştır. Bu oyuncaklara sahip olan her insan potansiyel bir katile dönüşerek, geri dönüşü olmayan şeytani bir yola girer.”

 

KAYNAKÇA:

https://www.cinemaximum.com.tr

 

 

Özlem BÜLBÜL

İnsan Kaynakları Koordinatörlüğü Proje Sorumlusu

 

Yaz İçin 6 Kitap Önerisi

Herkese Merhaba,

Bu sıcak yaz günlerinde zaman geçireceğiniz,kafa dağıtacağınız ,keyif alacağınız ; plajda,bahçede,balkonda yanında buz gibi içeceğinizi yudumlayarak okuyacağınız şirin mi şirin kitaplar önereceğim sizlere.

 

1)Sevgiler Beno’dan-Benokız

0000000696172-1

“…Masal dediğin hayattır işte!
Biliyorum ki gerçekten isteyen her insan her şartta mutluluğu bulabilir, huzuru yaşayabilir, yeter ki yeteri kadar sevsin hayatı…
Sevsin içinde bulunduğu masalını her haliyle.
Bu kitapta da Benokız’ın masalı var…
Minik mutluluklarıyla, masalına tutunuşuyla, habersiz gelen misafiriyle, karabulutlarıyla, ama sonra güneş ninenin ışıldatmasıyla, Benokız’ın hayalleriyle, dualarıyla, iyi olma ve kötülükten kaçma çabalarıyla, hayata dair gözlemleriyle, huzur arayışlarıyla, şükürleriyle, yalnızca tozpembe değil de hayatın tüm renkleriyle bezeli bir Benokız masalı benimkisi.”

 

2)Senden Önce Ben-Jojo Moyes

0000000699108-1

Birbirlerine aşktan başka verecek hiçbir şeyleri yoktu…

Yaşamın ince detayları Lou’dan sorulur. Otobüs durağıyla ev arasında kaç adım var? Çalıştığı kafeye gelip gidenler nasıl bir hayat yaşıyor? Parlak yeşil elbisenin altına ne renk külotlu çorap giyilir? Onda bu soruların hepsinin cevabı var. Kolayca mutlu olabildiği küçücük dünyasında bilmediği tek şey hayatın çok daha karmaşık soru ve cevaplarla dolu olduğu…

Geçirdiği motosiklet kazasıyla hayatı altüst olan Will uzun süredir karmaşık sorularla meşgul. Bu hayatta diğer insanları mutlu eden küçük şeyler ona biraz olsun keyif vermiyor. Çevresindeki tüm renkler birden griye dönmüş ve böyle bir umutsuzluk içindeyken yapabileceği tek şeyin hayatını sonlandırmak olduğunu düşünüyor.

Peki, asık suratlı, aksi ve geçimsiz Will, Lou’nun rengârenk yaşamıyla karşılaşırsa neler olur?

Mucizelere inanmıyorsanız durup bir kez daha düşünün…

 

3)Senden Sonra Ben-Jojo Moyes

0000000699110-1

“…Louisa Clark ve Will Traynor birlikte altı ay geçirmiştir. Koca bir yılın yarısı… Ve bu altı ay çok şeyi değiştirmiştir. Lou artık kendi hayallerinden korkan o kasabalı kız değildir fakat hayatı Will’in istediği gibi cesurca yaşamayı da başaramıyordur. Sevdiklerini kaybeden insanların yollarına nasıl devam ettiklerini bilmiyordur çünkü Will’in olmadığı bir dünya onun için hâlâ katlanılması zor bir yerdir. Boş bir apartman dairesinde yaşıyor, havaalanında korkunç bir işte çalışıyordur. Yaşasa da onun için hayat diye bir şey yoktur, ta ki karşısına onu Will’e götüren, kimsenin haberinin olmadığı bir bağlantı çıkana dek…
Kederden arınma yolculuğu hiçbir zaman dolambaçsız değildir ama hayat bazen o incecik çizgide yürürken sunar mucizelerini… Lou sonunda umudu tekrar bulup yeni bir hayat için hayaller kurmaya başlayabilecek midir?”

 

4)Kelebeğin Hayat Sırları-Nil Karaibrahimgil

0000000659237-1

“17 yaşıma dönseydim, kendime şunları söylerdim: En önemli şey aşk; onu doya doya yaşa!

Birkaç kişinin elini sıkı sıkı tut. Onların dertleriyle dertlen, mutluluklarıyla uç, dediklerine kulak ver. Başkalarının kriterlerine göre seçim yapma. O zaman başkalarının gideceği yerlere gidersin. Oralarda ne işin var? Her gün oku. Her şeyi oku. Ağaç olmak nasıldır? Van Gogh olmak nasıldır? İkinci Dünya Savaşı’na katılmış olmak nasıldır? Öğren. Kendinle sosyalleş. Yoksa unutursun nasıl biri olduğunu. Her gün şükret. Karanlık günler olacak. Düşeceksin de. Yaralar da açılacak. O zamanlarda şunu unutma: Tünel bitecek. Kalkacaksın da. Kabuk da bağlayacaksın. Korkmaktan korkma. Ödün bile kopsun. Sonra kapa gözünü bas karanlığına. Belki biri taş döşemiştir; kim bilir. Böbürlenme. Kibirlenme. Köpürme. Abart. Çoğalt. Parlat. Her gün, bir yazar tarafından hayatının hikâyelendirildiğini düşün ve dinle. Böyle bir kahraman olmak ister miydin? İstiyorsan başarıyorsun. Ne mutlu sana.”

 

5) Şeker Portakalı-Jose Mauro De Vasconcelos

0000000064031-1 
“Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelos’un başyapıtı Şeker Portakalı, “günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü”dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelos’un çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zeze’nin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı “yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını” söyler.”

6)Havva’nın Üç Kızı-Elif Şafak

0000000698812-1

“İnanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuk… Ben ne annem gibi dindarım, ne babam gibi kâinatın, beş duyumla kavradığım şeylerden ibaret olduğuna kaniyim. Öyleyse ben neredeyim? Ne mutlak dindarlığa, ne de mutlak akılcılığa dahil olmak isteyenler için bir başka yaklaşım, yeni bir varoluş şekli yok mu acaba? Bir üçüncü yol mesela? Kim bilir?

Şirin, Mona ve Peri… Günahkâr, İnanan ve Şaşkın. Münkir, Mümin ve Mütereddit… Böylesine farklı üç genç kadın nasıl bir araya gelebilir? Arkadaş olabilirler mi sahi? Hatta kız kardeş?

Tanrı, bilim, kimlik, aidiyet, Doğu-Batı tartışmalarının tam ortasında hiç kimselere benzemeyen, karizmatik bir adam, sarsıcı bir skandal ve sıra dışı bir aşk… yarım kalan… seneler sonra yeniden canlanan…

Elif Şafak büyüleyici dili ve sağlam olay örgüsüyle inanca, inançsızlığa, arayışa, farklı kadınlara ve aşka dair baş döndürücü bir yolculuğa çıkarıyor bizleri.”

 

 

Nisanur ALTINOK

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörü

ÖLÜ OZANLAR DERNEĞİ

öoza

Neden daha önce izlemediğimi sorguladığım,izledikten sonra “kesinlikle kitabını da okumalıyım” dediğim film..Orjinal adı ile “Dead Poets Society”.

Filmin başrol oyuncusu Amerikalı oyuncu Robin Williams..

 

“1959 yılında geçen film, John Keating (Robin Williams) adlı çok başarılı ve bir o kadar da farklı olan edebiyat öğretmeninin çok disiplinli bir erkek okulu olan Welton Academy’de (takma adı Hell-ton) öğretmenlik yapmaya geldiğinde başlar. Bay Keating, çoğu baskı altında olan öğrencileri edebiyat ve şiirin bambaşka dünyasıyla tanıştırır. Onlara özgürlüğü, hayatı yeniden anlamayı, dünyaya farklı açılardan bakmayı öğretir. Ancak Welton Akademisinin felsefesine tam örtüşmeyen bu ders anlatımı akademi yönetimi tarafından da gözden kaçmayacaktır. Okul müdürü Bay Nolan, yeni edebiyat öğretmenini, öğrencilerinden birinin intiharı üzerine, sorumlu görmüştür. Bunu bahane ederek edebiyat öğretmeni Bay Keating’i okuldan ayrılmaya zorlamıştır, fakat bu ayrılığa onu anlayan öğrencilerinin verdiği tepki Bay Nolan’ı hayatı boyunca yaşadığı belki de en utanç duyacağı anına sürükler.”

 

Sizinle filmin etkileyici repliklerini paylaşmak istiyorum..

öozanl

1- “Hayata her an bambaşka gözle bakmamız gerektiğini kendime hatırlatmak için bu sıranın üstündeyim”

 

2- “Ağlamak değil gülmek için sebepler arayın”

 

3- “İnsan sadece hayallerinde özgürdür”

 

4- “Millet, kendi sesinizi bulmak için çabalamalısınız. Çünkü ne kadar uzun beklerseniz, bulmanız o kadar zor olur. Thereau demiştir ki, ‘’Çoğu insan hayatını büyük bir çaresizlik içerisinde geçirir.’’ Siz böyle olmayın! Bırakın bunu!”

 

5- “Ormanda yol ikiye ayrıldı ve ben hep daha az kullanılanı seçtim. Bu hayatımdaki tüm farkı yarattı”

 

6- “Lisan bir sebepten dolayı icat edilmiştir beyler; kadınları tavlamak için

7- “Aptalca hayaller peşinde koşmayan bir kalp gösterin, ben de size mutlu bir insan göstereyim”

ööozan

8- “Carpe diem’i dinleyin. O size yol gösterecektir”

 

Ayrıca..Şu an sadece İstanbul’da sahnelense bile..Ölü Ozanlar Derneği Gökçe Biçer tarafından tiyatro oyunu haline getirilmiş ve Tiyatro Kedi tarafından Mart’16 dan itibaren sahnelenmeye başlanmış..

 

İzleyin,izlettirin..Değecek.

 

Ecem ÖZDER

Basılı-Online Yayınlar Koordinatörlüğü / Aktif Üye

 

Kaynak:

http://listelist.com/olu-ozanlar-dernegi/ – https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96l%C3%BC_Ozanlar_Derne%C4%9Fi

 

 

Bir Kitap:Tanrıların Arabaları

unnamedTanrıların Arabaları, 1968 yılında Erich Von Daniken tarafından yazılmış bir bilim kitabıdır. Kitapta, binlerce yıl önce yaşamış, medeniyetlerin ve en ilkel dediğimiz toplumların, bilimin ve teknolojinin gelişimindeki yeri üzerinde durulur.

Kitapta Sümerlilerin, matematik, astronomi ve bilimde nasıl bu kadar geliştiği ve o dönemde aldıkları bilgilerin uzaylılar tarafından geldiği üzerine durulur ve kanıtlardan bahsedilir. Ancak kitabın cevap aradığı tek bir soru vardır; Erich Von Daniken’in kitabında geçmişteki medeniyetlerin ve bunların “tanrı” geleneklerinin uzaylılar tarafından getirilip getirilmediği sorgulanır. Yazara göre bizim “tanrı” dediğimiz olgu aslında uzaylılardan ibarettir. Onların gelişmişliği ve dünyamızı ziyaret edebilmesi, onları bizim gözümüzde tanrı yapmıştır. Hatta yazar bir bölümde, bir gün bizde başka bir dünyada bir yaşam keşfettiğimiz zaman, onlarında bizi tanrı gibi görebilme ihtimalinden bahseder.

Yazar kitabı yazdıktan yıllar sonra kitabın içindeki bazı noktaların abartı olduğunu kabul etmiş, ancak genel fikrinden vazgeçmemiştir.Kalın bir kitap olmaması ve ilginç bilgilerin oluşu kitabı gerçekten çekici kılıyor bence kesinlikle okunması gereken bir kitap :)

KAYNAKLAR: http://www.haberuzay.com/

 

Ekin Ulutaş

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

Çığır Açan Edebiyat Projesi “Bir Yudum Kitap”

içerik2

içierik4

Kitap kurtlarından mısınız ?Ya da bir edebiyatsever ?Belki de şu ana kadar karşınıza çıkmamış,benim de yeni keşfettiğim bir projeyi tanıyacağız bu yazımda.
Sabahları uyandığımızda genelde ilk sarıldığımız şey telefonlarımız oluyor. Hepimiz için geçerli olmasa da çoğumuz için bu böyle değil mi? Bir gözümüz kapalı bakıyoruz ekrana..Kim yazmış,nereden bildirim gelmiş..Sonra kalkıyoruz kahvaltı edecekler kahvaltılarını ediyor,kahvelerini içecekler ise kahveleri için sularını koyuyorlar..
Peki..Saat 8:00’da uyandığınızı varsayıyorum.Ve sizin sabahın sekizine kurduğunuz alarmınız çalarken eşzamanlı olarak telefonunuza bir mail geliyor.Bu mailin içeriğinde bayıldığınız yazarın bir romanından ufak bir kısım yer alıyor.Yüzünüzde gülümsemeyle güne başlıyorsunuz..Ya da hiç okumadığınız bir yazarın romanın bir kısmı..Çok hoşunuza gidiyor ve kahvenizin,çayınızın yanında size eşlik edecek yeni arkadaşınızın yazarıyla tanışmış oluyorsunuz…
Sizce sabah uyanınca sarıldığımız telefonumuzda bildirimler arasında boğulmak yerine güne böyle bir güzellikle başlamak mükemmel değil mi?
Varsaydığım bu hikaye..Aslında “biryudumkitap” projesinin ta kendisi!
1 Aralık 2015’te “Her sabah bir yudum kahve,bir yudum kitap kalbinize iyi gelir” mottosuyla yola çıkan ve size her sabah tam 8’de bir roman veya öyküden 5 dakikanızı alacak bir pasaj yollayan bir girişim…

                                      içerik
“Tamamen ücretsiziz ve ücretsiz kalacağız” diyorlar..
Sizin ise tek yapmanız gereken; http://www.biryudumkitap.com bu linke tıklayıp e-posta adresiniz ve adınızı bırakarak abone olmak ve her sabah saat 08:00’ı beklemek…

içerik3

Ecem ÖZDER
Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü-Aktif Üye

FRANZ KAFKA (1883-1924)

706668a  Author Franz Kafka

Kafka’nın en meşhur öyküsü olan Dönüşüm’ün efsanevi ilk cümlesi şöyledir. ” Gregor Samsa, bir sabah korkulu bir düşten uyanınca, yatağının içinde kendini korkunç bir hamamböceği olarak buldu…” Sadece bu cümleyi okuyan bir okuyucuyu bile meraklandırabilen üstün bir hayal dünyasına sahip bu efsanevi adam kimdir ? Rivayete göre, en yakın arkadaşına, öldükten sonra tüm yazdıklarının imha edilmesini vasiyet etti fakat Kafkanın bu arkadaşı mektuplarına varıncaya kadar her şeyini yayımladı. Ve yaşarken adı bile duyulmamış olan yazarın ünü, ölümünden sonra tüm dünyaya yayıldı. Kafka’nın dünyasına girdiğimizde, devletin ve ailenin karşısında istekleri göz ardı edilen bir kişiyle karşılaşırız. Fakat bu insan günümüz insanlarında bulunması çok zor olan, tüm olumsuzluklara rağmen hala bir çıkış yolu arayabilen, her şeye rağmen içindeki ümidi yitirmemiş bir insandır. Sert ve baskıcı bir babanın oğlu. Ve her zaman bu adamın karşısında kendini bir böcek gibi hissetti. Çoğu zaman huzursuz, çekingen, alıngan ve kompleksli… Bu duygular nedeniyle her zaman kendini kötü hissetti, kendi bedeninden tiksindi. Kendisinin farkına varmadan küstüğü bu muhteşem bedeni vereme yakalandı. Ağır bir hastalıktan sonra hayata gözlerini kapadı. Geriye; Dönüşüm, Aforizmalar, Dava, Milena’ya Mektuplar’ı bırakarak…

9789750719356_front_cover

Peki neler söylemiş Franz Kafka ?
• Bir topluluğu kontrol etmek bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin amacı ise her zaman için şaibelidir.
• Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki ?
• Evrende tesadüf yoktur; tesadüf bizim kafamızın içindedir.

İrem Akıllı
Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

RENKLERİN İNSAN PSİKOLOJİSİNE ETKİSİ

renklerin-insan-psikolojisine-etkisi_1

Renklerin hiç tartışmasız hayatımızda ne kadar büyük bir yeri olduğunu biliyoruz. Peki renklerin günlük yaşantımızda psikolojimizi,tavırlarımızı,hareketlerimizi büyük ölçüde değiştirdiğini biliyor muydunuz? Renkler psikolojik durumumuzun yanı sıra sağlığımızı ve enerjimizi de büyük ölçüde etkiler. Bu nedenle, renklerle tedavi, genel tedavi uygulamasını destekleyici olarak yüz yıllardır kullanılmaktadır. Örneğin, kalp rahatsızlığı ve verem şikayeti olanlara, aynı zamanda dinlendirici ve huzur veren bir renk olan yeşil renk tavsiye edilir.
Bir alışveriş merkezinde ya da bir cadde üzerinde yemek yemek için hangi mekana gideceğimize,bir giyim mağazasına girdiğimizde gözümüze ilk çarpan kıyafetlerin neden ilk önce hoşumuza gittiğine,süpermarketten alacağımız hangi çikolatayı canımızın istediğine renklerin psikolojimiz üzerindeki etkisi karar veriyor.Renkler alıcılar ve satıcılar arasında bir köprü görevi görürler.Görselliğin vazgeçilmez bir unsur olduğu çağımızda pazarlama uzmanları ürünlerin pazarlama aşamasında renklerin önemini es geçmezler.
Hangi rengin ne tür bir izlenim uyandırdığı aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Beyaz: Masumiyetin rengidir. Temizliği anımsatır. Gelinliklerin beyaz olmasının nedeni insanda uyandırdığı berraklık duygusudur.
Siyah: Gücün ve hırsın timsalidir.
Sarı: Bilindiği üzere güneşin rengidir. Dolayısıyla çarpıcıdır, canlıdır. Sembolizmde geçiciliğin rengi olarak bilinmekle beraber dikkat çekmesi açısından ticari ürünlerde oldukça fazla kullanılır.
Kırmızı: En dikkat çekici renktir denilebilir. Bu yüzden reklam malzemelerinde oldukça fazla tercih edilir. Bunun yanında kalp atışlarını hızlandırdığı söylenir. Bu yüzden yılbaşı ya da sevgililer günü gibi daha çok genç kesime hitap eden bu özel günlerde bu renkten faydalanılır. Yine dikkat çekici ve vurucu bir renk olması nedeniyle birçok firmanın logosu kırmızı ağırlıklıdır.
Turuncu: Sıcak renklerden bir tanesidir. Sosyalliği çağrıştırır. Bu yüzden turuncu renkli bir obje grubu, olduğundan daha fazla görünür. Ayrıca turuncu “herkes için” imajı verdiğinden yine pazarlama sektöründe sıklıkla kullanılan bir renktir.

Mavi: Bilinen en belirgin özelliği rahatlatıcı etkisidir. Ancak bunun yanında uzaklığı çağrıştırdığından soğuk bir renktir.
Yeşil: Doğayı anımsatır. Bu yüzden de dinlendirici bir etkisi vardır. Aynı zamanda kendine güvenin ve bağımsızlığın sembolüdür.
Mor: İnsanda esrarengiz duygular uyandırdığı söylenir. Daha çok bilinçaltını açığa çıkardığı bilinir. Soğuk renklerden biridir.

Nisa ALTINOK
Basılı ve Online Yayınlar Proje Sorumlusu

Kaynakça:
-http://elvangokteke.blogspot.com.tr/p/kokular_13.html
-http://degisimehazirim.com/blog/renklerin-insan-psikolojisi-uzerine-etkileri/

Gökteki Venüs

foto1

1930’lu yıllara damgasını vuran, havacılık sanayisinin temellerini oluşturan uçak fabrikalarının bir zamanlar yokluk içerisinde Türkiye’de de kurulduğunu, tasarımlar geliştirilip üretimlerin yapıldığını bilenlerin sayısı her geçen gün azalıyor. Bu durumda sizlere havacılık ve fotoğrafçılık alanlarında önemli çalışmalar yapmış, günümüzde kullandığımız birçok havacılık terimin fikir babası olan Emrullah Ali Yıldız’ın kim olduğundan bahsedebilirim.

foto

Şimdi “Emrullah Âli Yıldız kimdir?” desem çok az kişi tanır. Çoğunluğumuz ise tanımaz. Gökteki en parlak yıldızdan adını alan ‘’Göklerin Venüs’ü’’ nelere öncü olmuş bir bakalım;

– 12 Haziran 1938’de, 14 saat 20 dakika süren bir planör uçuşu yaparak dünya rekoru kırmış bir pilottur ve kırdığı bu rekor o dönemde gazetelere şu şekilde yansımıştır. ‘’Türkkuşu öğretmeni pilot Emrullah Âli Yıldız, Ş-5 planör ile yanında öğretmen adayı Sezai Göksu ile birlikte Eskişehir/ İnönü’de 14 saat 20 dakika havada kalarak rekor kırmıştır. Kalkışını İnönü “C” tepesinden yapan E.Âli Yıldız o yıllardaki dünya rekoru olan 13 saat 59 dakikayı, 21 dakika geçerek geliştirmiştir.’’
– Stüdyoya girip elinize bir buton verilerek ve o butona basarak aynalar aracılığıyla kendi fotoğrafınızı çekebilme gibi keşifleri, Amerika ve Nasa tarafından değerlendirilip patentleri alınarak, günümüzde birçok alanda kullanılan ürünlerin bilinmeyen kaşifidir. (Selfie)
– Dünyada ‘’Yelkenkanat’’ benzeri ilk hava aracını yapan kişidir.
– Otomatik paraşüt açma cihazının (Kap-3) mucididir.

Örnek bir havacı olan Emrullah Âli Yıldız’ın hayatı, havacılığa olan büyük bir aşkla geçmiştir. Havacılığa olan bütün bu aşkı tasarladığı cihazların değerinin bilinmemesiyle, elini tutan birilerinin olmaması nedeniyle hayal olup gitmiştir. Tarihimizde Emrullah Ali Yıldız gibi çok büyük işler başarabilecekken başaramayan o kadar çok insan varken bize düşen ise tarihimize sahip çıkıp bakan değil gören olarak bu değerlere sahip çıkabilmektir.

İrem Akıllı
Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü- Aktif Üye

Sunay Akın – İki Kitap Bir Heves

DEĞİRMEN

Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.”

Arkadaşlar merhaba!
30 Kasım 2015 tarihinde üniversitemiz kampüsünde oynanan,Sunay Akın’ın “İki Kitap Bir Heves” adlı tek kişilik oyununu izleme şansını yakaladım.Ve bu oyunda en çok dikkatimi çeken, ilk kez Sunay Akın’dan dinlediğim ve kendisinin yazıya döktüğü bu hikayeyi sizinle paylaşmak istedim.

“ Alman Kralı II. Frederick 1750 yılında Potsdam’dan geçiyor. Orayı çok beğeniyor ve “Bana şuraya bir saray yapın” diyor. Ertesi gün adamları gidip bakıyorlar, Kral’ın beğendiği yerde bir değirmen. Adamlar kapıyı çalıyor, yaşlı değirmenci açıyor.
– Buyurun?
– Bizi Kral gönderdi. Burayı görüp çok beğendi, satın alacak. Kaç para?
– Satmıyorum ki ne parası?
– Saçmalama Kral istedi.
– Bana ne. Ben satmadıktan sonra kimse alamaz ki.
Adamları gelip Kral’a diyorlar ki;
– Efendim beğendiğiniz yerdeki değirmenci deli. Satmıyorum dedi.
– Çağırın bakalım bana şu adamı.
Değirmenci gelip, Kral’ın karşısında duruyor.

II. Frederick;
– Yanlış anladınız herhalde beyefendi, ben satın almak istiyorum orayı. Kaç para?
– Yoo yanlış anlamadım, adamların da dün bunu söyledi. Satmıyorum!
– Beyefendi inat etmeyin, paranızı fazlasıyla vereceğim.
– Sen koskoca kralsın, paran çok. git Almanya’nın her yerine saray yap. Burayı benden önce babam işletiyordu. Ona da babasından kalmış, ben de çocuğuma bırakacağım. Satmıyorum!
II. Frederick ayağa kalkıyor;
– Unutma ki ben Kralım!
Değirmenci bakıyor ve diyor ki;
– Asıl sen unutma ki Berlin’de hakimler var!

Hiçbir güç, hiçbir siyaset, hiçbir iktidar kral bile olsa adaletten üstün değildir. Hiç kimse adaletin üstüne çıkamaz. Orada oturamaz. Bugün bütün gelişmiş ülkeler hukuk fakültelerinde bu olayı anlatırlar. “Berlin’de hakimler var!”
– Potsdam’da Sansosi Sarayı. Saray ve değirmen yan yana. Kral ve değirmenci adaletle komşu oluyor.
Sabahları II. Frederick arka bahçeye çıktığında değirmenci sesleniyor;
– Hey Frederick, ekmek yaptım göndereyim mi?
II. Frederick diyor ki;
– Adalet her sabah bana, sıcak bir ekmek kokusuyla gelirdi.

Ve 31 Aralık 1917. Berlin’de bir otelde yılbaşı kutlamaları yapılacak, Osmanlı heyeti var orada. Aralarından biri bu öyküyü anlatıyor. Ve;
– Hadi Potsdam çok yakın. Gidip adaletin simgesi olan o değirmen ve sarayı yan yana görelim.
Kimse gelmiyor ve o öyküyü anlatan tek başına kalkıp gidiyor. Herkes yılbaşı kutlarken o gidip adaletin simgesini izliyor uzun uzun.
İşte o kişi Mustafa Kemal Atatürk’tür…

SUNAY AKIN ”

Ecem ÖZDER
Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü-Aktif Üye