Aylık Arşiv: Şubat 2017

Neden Her Zaman Yorgunuz?

cf193ff7f1c470a47310c32ba282bfe8

Bugüne kadar bedenen asla bu kadar az çalışmamış olmamıza rağmen her zamankinden daha         yorgunuz. Gücümüzü emen şey ne?

Bu rakamlar karşısında artık uyanmamızın zamanı geldi: Her dört Alman’dan biri kendisini işe    isteksizce sürüklüyor. “Stres raporuna” göre dokuz milyon Alman kendisini sürekli yorgun  hissediyor. Hem de yeterli uykuya, rahat masa başı işlere & yılda neredeyse 30 gün tatile rağmen.

Ayrıca geçtiğimiz 100 yılda haftalık çalışma saatleri sürekli düştü & haftalık ortalama 35,5 saati   buldu.

 

Neden bu kadar insan sürekli yorgun, isteksiz & gergin?  “Modern yaşamın zorlukları bizden çok şey talep ediyor.   Her şey daha hızlı, daha değişken & daha karmaşık bir hale geliyor. ”  diyor Heidelberg Üniversitesi’nden İş Sağlığı Hekimi Prof. Dr. Michael Kastner(70). “Artık emek vermek & dinlenmek arasındaki dengeyi kuramıyoruz. İşte bu bizi bitap düşürüyor & yaratıcılığımızı engelliyor.

 

Kastner 20 yıldan uzun bir süredir iş yaşamında küreselleşme & dijitalleşmenin etkileri üzerine uğraşıyor. Daimi tükenmişlik hakkında: ” 21. Yüzyıl depresyon yüzyılı oldu.” diyerek uyarıyor.

 

Şimdiden doktor ziyaretlerinin %30’dan fazlası “yorgunluk” şikâyeti üzerine yapılıyor. Hollanda’daki Radboud Üniversitesi’ndeki bilim adamları, sürekli ulaşılabilirliğin & kendi hayatının kontrolünü kaybetmişlik hissinin küreselleşmiş dünyadaki en büyük stres faktörü olduğunu ortaya çıkardı. Bu araştırma sonucu üzerine Kastner  ” Bu acımasız rekabet daha da artacak”  diye ekledi.

 

Kastner’e göre “Kendini tanımak & ne zaman dinlenmek gerektiğini bilmek, günden güne daha da önemli hale geliyor. Öyle ki okullarda ders konusu haline getirilmeli.”  Artık boş vakitlerimizde dahi dinlenmiyoruz.   İngiltere’deki Nottingham Trent Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, günde ortalama 85 kere cep telefonumuza baktığımızı ortaya çıkardı. Her gün beş saatimizi akıllı telefonlarla meşgul olarak geçiriyoruz. Genellikle, ikincil iş olarak.  Yani; yemek yerken, televizyon izlerken hatta tuvaletteyken. ” Bir çeşit ‘verimlilik çılgınlığı’ içinde her saniye kullanılmaya çalışılıyoruz.” diyor Michael Kastner. Her yerde birden olmak istiyoruz. Tamamen planlanmış hafta sonlarının, dinlenmek hariç, her işe yaramasına bunun da topluma pahalıya mal olmasına şaşırmamak lazım. RAND Avrupa’nın beyin takımının hesaplamalarına göre: Yorgun çalışanlar Alman Ekonomisine her yıl 57 milyar Euro’ya mal oluyor.

 

Bunun çözümü basit lakin pek rağbet görmüyor: “Yavaşlama”. Michael Kastner:

“Her yıl; telefonunuzu kapatacağınız, saati kontrol etmeden ışığa, isteğinize & ruh halinize göre yaşayacağınız 3 hafta güzel bir başlangıç olabilir. “diyor.

 

Kaynak: http://www.bild.de/wa/ll/bild-de/unangemeldet-42925516.bild.html

 

Uğurkan Bozkurt

Basılı & Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

BİR DİSİPLİN SORUNU OLARAK “ERTELEME”

Gittikçe artan dünya nüfusunda yapılması gereken işleri ertelemek, yaygın olarak görülen alışkanlıklardan biri haline geldi. Sabahları telefon alarmlarının sürekli ertelenmesi, derslere çalışmanın genellikle son güne bırakılması, diyete başlama zamanlarının hep “bir sonraki pazartesi” olması, hatta görüşülmesi gereken kişilerin bile hep sonraya bırakılması gibi birçok şey günümüzde artık görmeye alışkın olduğumuz örneklerden biri ya da birkaçı haline geldi.

Literatürde “Procrastination,” toplum içinde ise “erteleme hastalığı” olarak bilinen bu durum, insanlar tarafından ne kadar hastalık olarak bilinse de psikiyatrik bir hastalık olarak görülmemektedir. Yapılması gereken bir işin anlamlı görülmemesi, motivasyon eksikliği, mükemmeliyetçilik, belirsizlik, “başaramam” inancı, beğenilmemek korkusu, bilinmezlik ya da zamanın doğru hesaplanamaması gibi unsurlar kişinin yapacağı ya da yapması gereken işi ertelemesinde büyük bir etkiye sahip. Bütün bu unsurların kişinin bilinçaltında yarattığı etki sonucu, kişi işini erteleme ihtiyacı duyuyor.

Erteleme hemen hemen herkeste görülen bir alışkanlıktır. Ancak, sürekli erteleme sorunu yaşayan ve bunu yaşamının bir parçası haline getiren insanlar, bilinçaltına yerleşmiş olan kaygılarının zihinlerine sürekli erteleme komutu vermesi sonucu, ertelemeyi bir kaçış yolu olarak görmektedirler. Bu yüzden “erteleme” alışkanlığını edinmiş insanlar “tembel” sınıfına girmezler. Bu insanlar, daha çok, işlerinde en iyiye ulaşmayı hedefleyen, sorunlarla uğraşmak istemeyen, hata toleransı düşük ve disiplin duygusu fazla gelişmemiş kişilerdir. Ayrıca işlerini sürekli erteleyen insanlarda, kaygı artışı, depresif duygular ve öfkeli davranışlar hakim olabilir.

 

Procrastination üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Bunun için kişinin:

  • endişelenmeyi bırakması,                                                                                             EZGİ YAZI
  • yapacağı iş için uygun zamanı belirlemesi ve o zamanda işine başlaması,
  • yapacağı işlerini bir liste altında toplaması,
  • hedeflediği işleri yaptığı takdirde kendini ödüllendirmesi,
  • gerçekçi bir tutum sergilemesi,
  • ve her şeyden önce “BAŞLAMASI” gerekir.

Bu eylemleri gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirmeye çalıştığı takdirde kişi zamanla bu sorunu aşacaktır ve işlerini daha kolay ve zamanında yapabilecektir.

 

Ezginur Deliklitaş

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

ZORLU BİR SERÜVEN: AİKİ-JUJUTSU

yazı 1

 

Dövüş sporlarından biridir Aiki-jujutsu. Herkes bilmese bile Samuraylar ve benim için önemli bir yere sahip. Eğer dövüş sanatlarından biriyle uğraşmak istiyorsanız kesinlikle önerebileceklerimden bir  tanesidir. Erkek veya bayan olmanız önemli değil. Bir yola baş koyduysanız yapabilirsiniz. Her iki tarafında kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Asla biri diğerinden üstün değil.

BİRAZ STRATEJİ

 

Öğretmenim hep derdi ki ‘Kavgayı mesafe belirler’. Birisiyle dövüşmeye başladığınızda bunu çok net fark ediyorsunuz; mesafeye göre hamleleriniz ve hamlelerinizin şiddeti de değişiyor.  Rakibin saldırı ivmesinden faydalanır; vuruş, tutuş, fırlatma ve bilek kilitleri gibi tekniklerle etkisiz hale getirmeye çalışırız. Bu da daha az enerji harcayarak hamle yapmamızı sağlar.

4

 

BİRAZ ANI

3

Çok güzel arkadaşlar edindim ve bunun dışında daha dikkatli olmayı, hızlı ve daha sakin olmayı öğrendim. En önemlisi, kendimi kontrol etmeyi hala daha öğreniyorum. Hemen birkaç hareket öğrenince bir kavgaya hazır olmuş olmuyorsunuz. Temel bazı şeyleri ( basit yumruk ve basit tekme atmak) artık birçok kişi biliyor. Her şeye bir anda atlamamayı öğreniyorsunuz. Bir bayan olarak ise ilk başlarda zorlandığım şey, daha çok erkek arkadaşlarımızın katıldığı bir toplulukta bulunmaya alışmak hayli zorlu bir süreçti. Yerimi belli etmem ve kendimi ezdirmemem gerekiyordu. Erkek arkadaşlarımın da davranış bakımından daha kibar olmayı öğrenmesi gerekiyordu. Zamanla herkes birbirine saygı duymayı öğrenince her iki taraf için, ilerlemek ve öğrenmek daha kolay oluyor.

BİRAZ DA TARİH

2

 

 

 

 

 

 

 

Aiki, iç enerji kullanarak rakibi kontrol etme tekniği anlamına gelir. Aikijujutsu, Aiki ile uygulanan Jujutsu anlamına gelmektedir. Samuraylar, ortaçağ Japonyası’nda düşmanlarını kısa yoldan ve en etkili şekilde silahlı ve silahsız dövüşte jujutsu’yu saf dışı bırakma yöntemi olarak kullanıyordu. İç savaşın bitmesiyle Samuraylar insan ruhunun eğitimine yönelik gizli gücün farkına vardılar. Savaş eğitimiyle birlikte akıl ile bedeni birlikte eğitmeye başladılar ve böylece Aiki-Jutsu ortaya çıktı. Aiki- jujutsu aynı zamanda Aikido’nun kökenidir ve çıkış kaynağıdır. Buradan da Aikijutsu’nun ne kadar zengin ve köklü bir içeriğe sahip olduğunu anlamak mümkün.

           ECE DOĞAN

                                                         Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

               KAYNAKÇA

wikipedia.org

dentokanturkiye.com