Neden Her Zaman Yorgunuz?

cf193ff7f1c470a47310c32ba282bfe8

Bugüne kadar bedenen asla bu kadar az çalışmamış olmamıza rağmen her zamankinden daha         yorgunuz. Gücümüzü emen şey ne?

Bu rakamlar karşısında artık uyanmamızın zamanı geldi: Her dört Alman’dan biri kendisini işe    isteksizce sürüklüyor. “Stres raporuna” göre dokuz milyon Alman kendisini sürekli yorgun  hissediyor. Hem de yeterli uykuya, rahat masa başı işlere & yılda neredeyse 30 gün tatile rağmen.

Ayrıca geçtiğimiz 100 yılda haftalık çalışma saatleri sürekli düştü & haftalık ortalama 35,5 saati   buldu.

 

Neden bu kadar insan sürekli yorgun, isteksiz & gergin?  “Modern yaşamın zorlukları bizden çok şey talep ediyor.   Her şey daha hızlı, daha değişken & daha karmaşık bir hale geliyor. ”  diyor Heidelberg Üniversitesi’nden İş Sağlığı Hekimi Prof. Dr. Michael Kastner(70). “Artık emek vermek & dinlenmek arasındaki dengeyi kuramıyoruz. İşte bu bizi bitap düşürüyor & yaratıcılığımızı engelliyor.

 

Kastner 20 yıldan uzun bir süredir iş yaşamında küreselleşme & dijitalleşmenin etkileri üzerine uğraşıyor. Daimi tükenmişlik hakkında: ” 21. Yüzyıl depresyon yüzyılı oldu.” diyerek uyarıyor.

 

Şimdiden doktor ziyaretlerinin %30’dan fazlası “yorgunluk” şikâyeti üzerine yapılıyor. Hollanda’daki Radboud Üniversitesi’ndeki bilim adamları, sürekli ulaşılabilirliğin & kendi hayatının kontrolünü kaybetmişlik hissinin küreselleşmiş dünyadaki en büyük stres faktörü olduğunu ortaya çıkardı. Bu araştırma sonucu üzerine Kastner  ” Bu acımasız rekabet daha da artacak”  diye ekledi.

 

Kastner’e göre “Kendini tanımak & ne zaman dinlenmek gerektiğini bilmek, günden güne daha da önemli hale geliyor. Öyle ki okullarda ders konusu haline getirilmeli.”  Artık boş vakitlerimizde dahi dinlenmiyoruz.   İngiltere’deki Nottingham Trent Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, günde ortalama 85 kere cep telefonumuza baktığımızı ortaya çıkardı. Her gün beş saatimizi akıllı telefonlarla meşgul olarak geçiriyoruz. Genellikle, ikincil iş olarak.  Yani; yemek yerken, televizyon izlerken hatta tuvaletteyken. ” Bir çeşit ‘verimlilik çılgınlığı’ içinde her saniye kullanılmaya çalışılıyoruz.” diyor Michael Kastner. Her yerde birden olmak istiyoruz. Tamamen planlanmış hafta sonlarının, dinlenmek hariç, her işe yaramasına bunun da topluma pahalıya mal olmasına şaşırmamak lazım. RAND Avrupa’nın beyin takımının hesaplamalarına göre: Yorgun çalışanlar Alman Ekonomisine her yıl 57 milyar Euro’ya mal oluyor.

 

Bunun çözümü basit lakin pek rağbet görmüyor: “Yavaşlama”. Michael Kastner:

“Her yıl; telefonunuzu kapatacağınız, saati kontrol etmeden ışığa, isteğinize & ruh halinize göre yaşayacağınız 3 hafta güzel bir başlangıç olabilir. “diyor.

 

Kaynak: http://www.bild.de/wa/ll/bild-de/unangemeldet-42925516.bild.html

 

Uğurkan Bozkurt

Basılı & Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

BİR DİSİPLİN SORUNU OLARAK “ERTELEME”

Gittikçe artan dünya nüfusunda yapılması gereken işleri ertelemek, yaygın olarak görülen alışkanlıklardan biri haline geldi. Sabahları telefon alarmlarının sürekli ertelenmesi, derslere çalışmanın genellikle son güne bırakılması, diyete başlama zamanlarının hep “bir sonraki pazartesi” olması, hatta görüşülmesi gereken kişilerin bile hep sonraya bırakılması gibi birçok şey günümüzde artık görmeye alışkın olduğumuz örneklerden biri ya da birkaçı haline geldi.

Literatürde “Procrastination,” toplum içinde ise “erteleme hastalığı” olarak bilinen bu durum, insanlar tarafından ne kadar hastalık olarak bilinse de psikiyatrik bir hastalık olarak görülmemektedir. Yapılması gereken bir işin anlamlı görülmemesi, motivasyon eksikliği, mükemmeliyetçilik, belirsizlik, “başaramam” inancı, beğenilmemek korkusu, bilinmezlik ya da zamanın doğru hesaplanamaması gibi unsurlar kişinin yapacağı ya da yapması gereken işi ertelemesinde büyük bir etkiye sahip. Bütün bu unsurların kişinin bilinçaltında yarattığı etki sonucu, kişi işini erteleme ihtiyacı duyuyor.

Erteleme hemen hemen herkeste görülen bir alışkanlıktır. Ancak, sürekli erteleme sorunu yaşayan ve bunu yaşamının bir parçası haline getiren insanlar, bilinçaltına yerleşmiş olan kaygılarının zihinlerine sürekli erteleme komutu vermesi sonucu, ertelemeyi bir kaçış yolu olarak görmektedirler. Bu yüzden “erteleme” alışkanlığını edinmiş insanlar “tembel” sınıfına girmezler. Bu insanlar, daha çok, işlerinde en iyiye ulaşmayı hedefleyen, sorunlarla uğraşmak istemeyen, hata toleransı düşük ve disiplin duygusu fazla gelişmemiş kişilerdir. Ayrıca işlerini sürekli erteleyen insanlarda, kaygı artışı, depresif duygular ve öfkeli davranışlar hakim olabilir.

 

Procrastination üstesinden gelinebilecek bir sorundur. Bunun için kişinin:

  • endişelenmeyi bırakması,                                                                                             EZGİ YAZI
  • yapacağı iş için uygun zamanı belirlemesi ve o zamanda işine başlaması,
  • yapacağı işlerini bir liste altında toplaması,
  • hedeflediği işleri yaptığı takdirde kendini ödüllendirmesi,
  • gerçekçi bir tutum sergilemesi,
  • ve her şeyden önce “BAŞLAMASI” gerekir.

Bu eylemleri gerçekleştirdiği ya da gerçekleştirmeye çalıştığı takdirde kişi zamanla bu sorunu aşacaktır ve işlerini daha kolay ve zamanında yapabilecektir.

 

Ezginur Deliklitaş

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

ZORLU BİR SERÜVEN: AİKİ-JUJUTSU

yazı 1

 

Dövüş sporlarından biridir Aiki-jujutsu. Herkes bilmese bile Samuraylar ve benim için önemli bir yere sahip. Eğer dövüş sanatlarından biriyle uğraşmak istiyorsanız kesinlikle önerebileceklerimden bir  tanesidir. Erkek veya bayan olmanız önemli değil. Bir yola baş koyduysanız yapabilirsiniz. Her iki tarafında kendine göre avantajları ve dezavantajları var. Asla biri diğerinden üstün değil.

BİRAZ STRATEJİ

 

Öğretmenim hep derdi ki ‘Kavgayı mesafe belirler’. Birisiyle dövüşmeye başladığınızda bunu çok net fark ediyorsunuz; mesafeye göre hamleleriniz ve hamlelerinizin şiddeti de değişiyor.  Rakibin saldırı ivmesinden faydalanır; vuruş, tutuş, fırlatma ve bilek kilitleri gibi tekniklerle etkisiz hale getirmeye çalışırız. Bu da daha az enerji harcayarak hamle yapmamızı sağlar.

4

 

BİRAZ ANI

3

Çok güzel arkadaşlar edindim ve bunun dışında daha dikkatli olmayı, hızlı ve daha sakin olmayı öğrendim. En önemlisi, kendimi kontrol etmeyi hala daha öğreniyorum. Hemen birkaç hareket öğrenince bir kavgaya hazır olmuş olmuyorsunuz. Temel bazı şeyleri ( basit yumruk ve basit tekme atmak) artık birçok kişi biliyor. Her şeye bir anda atlamamayı öğreniyorsunuz. Bir bayan olarak ise ilk başlarda zorlandığım şey, daha çok erkek arkadaşlarımızın katıldığı bir toplulukta bulunmaya alışmak hayli zorlu bir süreçti. Yerimi belli etmem ve kendimi ezdirmemem gerekiyordu. Erkek arkadaşlarımın da davranış bakımından daha kibar olmayı öğrenmesi gerekiyordu. Zamanla herkes birbirine saygı duymayı öğrenince her iki taraf için, ilerlemek ve öğrenmek daha kolay oluyor.

BİRAZ DA TARİH

2

 

 

 

 

 

 

 

Aiki, iç enerji kullanarak rakibi kontrol etme tekniği anlamına gelir. Aikijujutsu, Aiki ile uygulanan Jujutsu anlamına gelmektedir. Samuraylar, ortaçağ Japonyası’nda düşmanlarını kısa yoldan ve en etkili şekilde silahlı ve silahsız dövüşte jujutsu’yu saf dışı bırakma yöntemi olarak kullanıyordu. İç savaşın bitmesiyle Samuraylar insan ruhunun eğitimine yönelik gizli gücün farkına vardılar. Savaş eğitimiyle birlikte akıl ile bedeni birlikte eğitmeye başladılar ve böylece Aiki-Jutsu ortaya çıktı. Aiki- jujutsu aynı zamanda Aikido’nun kökenidir ve çıkış kaynağıdır. Buradan da Aikijutsu’nun ne kadar zengin ve köklü bir içeriğe sahip olduğunu anlamak mümkün.

           ECE DOĞAN

                                                         Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

               KAYNAKÇA

wikipedia.org

dentokanturkiye.com

İYİ BİR İK’CI NASIL OLMALIDIR ?

hr

                                                     

 

Günümüzde hangi amaçla kurulduğu fark etmeden bütün kurumların başarılı ve istikrarlı bir şekilde ilerleyebilmesi için insan kaynakları departmanı çok önemli bir konum edinmiştir.
İnsan kaynakları departmanı ne yapar ne işlerle uğraşır diye merak ediyorsanız eğer, iş dünyasının gereği işe alım ve personel seçimi, çalışanların eğitimi, örgütsel değişim ve organizasyonun yeniden yapılandırılması konularında planlamaları ve düzenlemeleri yapar. Ayrıca çalışanların azaltılması görevi ve bireyin motivasyonunun artmasını sağlar ve de dolayısıyla çalışma ekibine bağlılık duygusunun doğmasını sağlamak da insan kaynakları departmanının görevidir.Human-Resources-Employment
Peki iyi bir insan kaynakları departmanı çalışanı olmak için gerekli olan kriterler nelerdir?
– Üst yönetim ile çalışan arasında köprü görevi görebilen, yapıcı ve onarıcı olmalıdır.
– Sağduyulu ve duygusal olmalıdır.
– Zekası yüksek olmalıdır.
– Aktif dinlemeyi bilen, iyi bir dinleyici, çalışanlara kulak veren onları her koşulda dinleyen, empati kurabilen ve sabırlı bireylerdir.
– Objektif olmayı başarabilendir.
– İkna yeteneği olmalıdır.
–  Her zaman pozitif olmak için çabalayan insanlardır.
– Problem çözme yeteneği olan, kararlı ve güvenilir kişilerdir.
– Stratejik bakış açısına sahip olan, çalıştığı şirketi, yapılan işi, pazardaki zorlukları iyi anlayan, şirketinin bugün ve gelecekteki hedeflerine uygun olarak İK planlarını düzenleyen kişiler olmalıdırlar.
– Her zaman ulaşılabilir ve kolay iletişim kurulabilen kişiler olmalıdırlar.
– Sonuç odaklı; şirketinin ve yöneticisinin kendisinden beklentilerini iyi anlayan, hedeflerine ulaşmak için planlı çalışan bireyler olması gerekir.
– Kararlı, kolay pes etmeyen, zorluklara karşı yaratıcı çözümler üretip, sınırlarını zorlayan bireyler olmalıdırlar.

İnsan kaynakları departmanı şirket için çok önemli bir departmandır bu nedenle işletmelerin ve üst yönetimde bulunanların insan kaynağı ile ilgili değişimleri iyi okumaları, eksiklikleri tespit etmeleri, başarılı ve sağlıklı ik sistemlerini ve diğer uygulamalarının kurulmasını sağlamaları, kısa ve uzun vadede verimli bir şekilde sürdürmeleri gerekmektedir.

 

İrem AKILLI

İnsan Kaynaklar Koordinatörlüğü-Aktif Üye

Kopenhag’ın Bisiklet Trafiğindeki Ani Yükseliş

 

 

kopenhag-da-bisiklet-trafigi-otomobil-trafigini-gecti-213096-5

qwe

Kopenhag’da  bisiklet trafiğini kaydetmekle görevli 20’den fazla kalıcı sensörün dışında, Kopenhag Belediyesi de iki yılda bir kapsamlı sayımlar yapıyor & Eylül ayındaki sayımda ulaşılan rakamlar olağanüstü.

 

Belediye’nin şehir merkezine giriş trafiğini saymaya başlamasından bu yana ilk kez, bisikletlerin sayısı otomobillerden daha fazla. Nitekim, yukarıdaki grafikte de görebileceğiniz gibi, bu yıl geçen yıla oranla 35.080 daha fazla bisiklet sayıldı & toplam bisiklet sayısı 265.700’e ulaştı.

 

Şüphesiz bu, Belediye’nin ısrarcı politikasının & En İyi Uygulama altyapısına yapılan yatırımın değdiğinin göstergesi. Şehir son on yılda fazlasıyla ileriye gitti. Bisikletle taşımacılığı birinci tercih haline getirmek için; altyapıya, tesislere & en önemlisi bisiklet köprülerine 1 milyar Danimarka Kronu (134 milyon €) ekstra yatırım yaptı.

 

qwert

 

Kopenhag’da ikamet edenlerin ezici bir çoğunluğu, %56’sı, bisikletle seyahat etmeyi tercih ediyor. Geri kalanın %20’si toplu taşımayı tercih ederken sadece %14’ü her gün işe ya da okula arabayla gidiyor.

qwerty

Çevresindeki 22 belediye & Frederiksberg şehrinden, Kopenhag’daki iş ya da okullarına nasıl ulaştıklarına baktığımızda da rakamlar etkileyici. Gelenlerin; %41’i bisikletle, %27’si toplu taşımayla & %26’sı da arabayla şehre ulaşımını sağlıyor.

KAYNAK: http://www.copenhagenize.com/2016/11/meteoric-rise-in-bicycle-traffic-in.html

Uğurkan BOZKURT

Basılı & Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

Türkan Saylan

türkan saylan

 

Ünlü Türk tıp doktoru, Akademisyen, yazar, ÇYDD Eski Genel Başkanı Türkan Saylan 13 Aralık 1935’te İstanbul’da doğmuştur. Cumhuriyet dönemi ilk müteahhitlerin Fasih Galip Bey ile evlendikten sonra Leyla adını alan İsviçreli Lili Mina Raiman çiftinin beş çocuğunun en büyüğüdür. İlkokul ve liseyi Kandilli’de okuyan Saylan 1963’te İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun olmuştur. Uzmanlığını ise Deri ve zührevi hastalıklar üzerine SSK Nişantaşı Hastanesi’nden almıştır. Uzmanlığını aldıktan sonra İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Dermatoloji Anabilim Dalın Başasistanı olarak göreve başlamıştır. İngiliz Kültür Heyeti’nin bursuyla 1971 yılında İngiltere’de ileri eğitim görmüştür. 1974’te Fransa’da, 1976’da İngiltere’de kısa süreli çalışmaları olan Saylan 1972’de doçent, 1977’de ise profesör ünvanlarını almıştır. 1982-1987 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Başkanlığını, 1981-2001 yılları arasında ise İstanbul Tıp Fakültesi Lepra(cüzzam) Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürlüğünü yürütmüştür. 1976da Lepra çalışmalarına başlayan Saylan Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nın kurucusudur. 1986 yılında Hindistan’da Gandhi ödülünü almıştır. 2006 yılına kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün lepra danışmanlığını yapmıştır. Ayrıca Uluslararası Lepra Birliği’nin kurucu üyesi ve başkan yardımcısı olarak görev almış olan Saylan 1981-2002 yılları arasında gönüllü olarak Sağlık Bakanlığı Lepra Hastanesi’nin Başhekimliğini yapmıştır. 1957 yılında evlenen Saylan’ın bu evlilikten iki oğlu olmuştur. Biri grafiker, biri hekim olan iki oğlundan iki torunu vardır. Yaşamının son 17 yılında meme kanseri ile mücadele eden Saylan 18 Mayıs 2009’da 04.45 ‘te vefat etmiştir. Vefat ettiği sırada gönüllü kuruluş olarak bir grup Atatürkçü Aydın tarafından devrim yasalarını ve laik düzeni koruyup geliştirmek amacıyla kurulan Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Genel Başkanı, TÜRKÇAĞ ve KANKEV vakfı başkanı olarak görev yapmakta olan Saylan aynı zamanda Cüzzamla Savaş Derneği ve Vakfı’nın başkanlığını da sürdürmekteydi.

74 yaşında aramızdan ayrılan ünlü Türk Tıp doktoru Türkan Saylan’ı 81. Yaş gününde (13 Aralık 2016) sayfamızda anmaktan HİT ailesi olarak onur duyuyoruz.

Zeynep Sude Akhan

Basılı-Online Yayınlar Aktif Üyesi

Kaynakça : https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A2n_Saylan

Jack Ma’nın Başarı Hikayesi

Alibaba Group Holdings Ltd. and Founder Jack Ma As Company Files for U.S. Initial Public Offering of E-Commerce Giant

Jack Ma , Çinli iş adamı.

E-Ticaret alanında faaliyet gösteren Alibaba Grup ‘un kurucusu ve yönetim kurulu başkanıdır. Forbes’in 2015 Eylül ayı
rakamlarına göre 21.4 milyarlık servetiyle Çin’in en zengin 2. Adamı  ,Dünya’nın ise  33. En zengin kişisidir ve aynı zamanda
girişimcilik dalında benim şahsi idolümdür.

Jack Ma iş hayatına reddedilmelerle başlamış bir kişidir.Tabi reddedilme diyince kulağa basit geliyor ama Jack Ma’nın başarı kuralları olarak nitelendirdiği maddelerden birinin reddedilme olduğunu biliyoruz.Bunu biraz açıklığa kavuşturmamız gerekirse ; yaşadığı şehrin en kötü üniversitesi olarak nitelendirilen ‘Hangzhou Üniversite’sinden tarafından 3 kere reddedilmiştir. Üniversiteyi
bitirdikten sonra 30 kez iş başvurusu yapmıştır fakat hepsinden ret cevabını almıştır.Bu başvurduğu yerlerden birisi KFC’dir.KFC Çin’e ilk geldiği zaman 24 kişi iş başvurusu yapmıştır ve 24 kişinin arasından tek ret cevabını alan kişi Jack Ma’dır.Bir diğer iş başvurusu ise polisliktir.Bu seferde 5 kişibaşvurmuştur  fakat  yine tek ret cevabını alan Jack Ma’dır.Artıkbu kadar ret cevabı ile yetindiğini düşünebiliriz ama Jack Ma yetinmez ,aynı zamanda Harvard Üniversitesinden 10 kez ret cevabı alır.Hayatın zorluklarına
aldırmayan Ma 1995’te Çinli firmalara çevirmenlik yapmak için ABD’ye gider.O zamana dek internete karşı  ilgisi olmayan Ma internetin önemini kavrayarak ülkesine döner ve internet ile ne kadar büyük bir kitleye ulaşabileceğini fark eder.Kafasında online(çevrimiçi) satış sitesini tasarlamaya  ve bunu  insanlarla paylaşmaya başlar.Fakat tepkilerinpek iç açıcı olduğu söylenemez .Hatta bunun hayatında duyduğu en salakça fikir olduğu söyleyenler bile olur.Çoğu kişiden kötü tepkiler almasına rağmen pes etmez.17 arkadaşı ve 100.000 dolar sermaye ile siteyi kurar.Siteyi ilk kurduğu zamanlar beraber çalıştığı 17 iş arkadaşını yanına toplar ve şunları söyler ‘Eğer iyi bir takım olup , işimizi severek yaparsak hiçbir firma veya şirket karşımızda duramaz aynı zamanda biz sadece yerel bir web sitesi olmayacağız,biz bütün kültürlere ve bütün milletlere hitap eden bir site olacağız’der.Daha yeni kurulan ve hiçbir başarısı olmayan bir site için bunlara söyleyince ne kadar büyük düşünen ve büyük hayallere sahip olan bir insan olduğunu anlayabiliyoruz.Site kurulduktan kısa bir süre sonra büyük başarılar elde eder ve E-Bay siteyi satın almak ister ama Jack Ma satmaz ve der ki  ‘Eğer bu siteyi satsaydım hayallerimi de satmış olurdum ve benim hayallerim parayla satın alınacak kadar değersiz
değildir’.Hayallerine sahip çıkarak devam ettiği bu yolda çok sıkı çalışarak büyük bir başarı elde eder.Ve en sonunda 19 Eylül 2014’te Newyork Borsası’nda 24.7 milyarlık bir hacimle halka arz edilir.Bu arz , tüm zamanların en büyük arzı olarak tarihe geçer.Jack Ma’nın başarı hikayesini yine bir Jack Ma sözüyle bitireyim ‘Asla hayallerinizi bırakmayın eğer hayallerinize tutunursanız
yaşayacağınız hayatı siz belirlersiniz’.

Ahmet Bayrak

Basılı-Online Yayınlar Koordinatörlüğü / Aktif Üye

Kaynakçalar:   www.girisimturkiye.com

https://www.youtube.com/watch?v=a6TbmDaIFnY

Finlandiya’da Eğitim Sistemi

Hayallerimin, demokrasinin, gelişmişliğin ve refahın ülkesi Finlandiya, eğitimde de örnek alınacak bir ülke. Finlandiya’nın mevcut eğitim sistemi Uluslararası Öğrenci Değerlendirme programında yıllardır birinci geliyor. Aynı zamanda da bir çok kurum tarafından dünyanın en iyi eğitim sistemi olarak kabul ediliyor.

fff

 

Üzülerek de olsa belirtmek gerekiyor ki Türkiye sıralamada yıllardır son 5 içerisinde yer alıyor. Bu programda öğrencilerin derslerde gördüklerini; gerçek yaşantıda ne kadar uygulayabildikleri, analitik düşünce yapıları, sorun çözme yetenekleri değerlendiriliyor.

Yani Fin eğitim sisteminde öğrenciler öğrendiklerini kendi yaşantılarına yansıtıyor, sorgulamayı ve araştırma yapmayı öğreniyor.

 

İşte özendiğimiz keşke bizde de olsa dediğimiz Fin eğitim sistemiyle ilgili 7 gerçek: 1-Öğrenciler günde ortalama 4 saat ders görüyorlar ve öğrencilere ödev verilmiyor

  • Oyun saatlerine, spora ve müziğe önemli miktarda yer
  • Dershaneler, özel dersler, etüt merkezleri yok eğitim tamamen öğrenme üzerine
  • Hepimiz biliyoruz ki, öğretmenlerin eğitimdeki yeri yadsınamaz bir gerçek ve Fin eğitim sistemi çok kaliteli öğretmenlere Ülkede anaokulu öğretmenleri dışında tüm öğretmenlere master derecesi zorunlu tutuluyor.

5-Ülkede özel okullara yer yok neredeyse tüm okulların başarı düzeyi aynı. Eğitim harcamalarının tamamı devlet tarafından karşılanıyor. Bu da bize eğitimde eşitliğe verdikleri önemi fazlasıyla gösteriyor
6- Öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı senesinde hiçbir şekilde not verilmiyor. Bununla birlikte sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok. Öğrenciler sadece 16 yaşında ülke genelinde bir sınava giriyor.

7-Öğrenciler 7 yaşında okula başlıyor. 7 yaş öncesinde ailedeki eğitimin yeterli olduğuna inanılıyor.

 

fill

 

Bu şaşırtıcı ve bizim çok da alışık olmadığımız 7 durum yetmezmiş gibi Finlandiya eğitim sisteminde bir ilke daha imza attı ve eğitimde adeta bir reform başlattı.

Peki neymiş bu reform niteliğinde olan uygulama?

Okul müfredatında artık matematik, fizik, kimya, tarih veya diğer dersler olmayacak. Bu alışılmış derslerin yerine olaylar ve olgular disiplinlerarasında hep birlikte incelenecek. Örneğin Sanayi devrimi, coğrafya, tarih, matematik açısından ayrı ayrı incelenecek.

Bizim sürekli yakındığımız ‘Bu konu benim ne işime yarayacak?’ sorunsalından da kurtarma yolunda çalışmalara gidilmiş. Öğrenciler kendi çalışmak ve görmek istedikleri konuları kendileri belirleyecek. Yani öğrenciler sınavlarda istemediği derslerden geçmeye çalışmak zorunda kalmayacak. Sizce de mükemmel değil mi?

Bu harika sistem öncelikle 16 yaş ve üzerindeki öğrenciler ile başlayacak. Değişikliklerin 2020 yılına kadar tamamlanması bekleniyor.

Ne diyelim, ne kadar imkansıza yakın olduğunu bilsek de insan hayal etmeden edemiyor. Bizim güzel ülkemiz de böyle bir eğitim sistemine sahip olur mu acaba bir gün?

 

Kaynakça:www.onedio.com

www.eğitimpedia.com

 

 

İdil HOŞGÖR

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

 

VİZELERDEN SONRA İZLENECEK 5 FİLM ÖNERİSİ

 

Little Miss Sunshine(2006)

kgı

İMDb:7,8

TÜR:Dram,Komedi,Macera

 

Little Miss Sunshine adlı güzellik yarışmasını kazanan  Hoover bütün ailesiyle beraber yolculuğa çıkar.Bu yolculukta birbirinden farklı karakterleri tanır traji komik hikayelerine tanık oluruz.

 

 

K-PAX(2001)

k-pax

İMDb:7,4

TÜR:Bilim Kurgu,Dram

 

Nedir bu K-Pax? Prott’un geldiğini söylediği gezegen. Prott kimmiş ki diyorsanız film bize bu güzel adamın hikayesini anlatıyor.

 

Perfume: The Story of a Murderer(2007)

perfume

İMDb:7,5

TÜR:Dram,Gerilim,Suç

Filmin başından başlıyoruz katilimizi tanımaya… Çocukluğundan gelen hassas koku algılaması onu güzel kokulara iter ve bu da parfümlerin revaçta olduğu bir Fransız döneminde yükselmesine sebep olur. Dünyanın en müthiş kokusunu saklama isteği onu çılgın bir projeye başlamasına neden olmuştur.

American History X(1998)

amerikan

İMDb:8,6

TÜR:Dram,Suç

 

Derek kişisi Neo-Nazi’dir. Irkçı arkadaşımız hapishaneye düşer ve ırkçı düşüncelerini sorgulamaya başlar. Hapisten çıktığında kardeşinin de kendi izinden geldiğini farkedince ona doğru yolu göstermeye karar verir. Filmin gerçek yaşamdan uyarlandığını da belirtelim.

 

The Age of Adaline(2015)

age
İBDb:7,2

TÜR:Dram,Romantik

Adaline 29 yaşında trafik kazası geçirir ve bu kazadan sonra ölümsüzleşir. Kendini gizlemek adına belli yıl geçtikten sonra yer değiştirir ve kimseyle yakınlaşmaz fakat karşına Ellis beyefendisi çıkınca ben niye hayatımı yaşamıyorum ki diye kendini sorgular ve yıllar sonra yeni bir aşka yelken açan Adaline haftasonu Ellis’in ailesiyle tanışmaya gider ve beklenmedik bir durumla karşılaşır.

 

KAYNAKÇA:

http://www.imdb.com/

 

Eda KELEŞ

Basılı ve Online Yayınlar Koordinatörlüğü Aktif Üye

INTERRAIL REHBERİ

Interrail, Avrupa kıtasında yer alan 30 ülkede geçerli olan ve satın almış olduğunuz bir tren bileti ile, bu 30 ülke içerisinde istediğiniz ülkeye özgürce bir şekilde ve hemen hemen bir kez ücret ödedikten sonra bir daha ücret ödemeyecek şekilde yaratılmış olan bir trenle seyahat yoludur. Interrail Global Pass bileti Avrupa’nın 30 ülkesinde 5 gün ile 1 ay arasında, Interrail Bir Ülke Pass bileti ise seçeceğiniz 30 Avrupa ülkesinden herhangi birisinde 3 ile 8 gün arasında sınırsız serbest dolaşım olanağı sağlar.

Interrail herkesin grup olarak yolculuk yaptığı ya da yalnızca Interrail bileti olanların bindiği özel bir tren değildir.

   Hangi Ülkelerde Geçerli?

Interrail Global Pass ve Interrail Bir Ülke Pass aşağıda belirtilen 30 Avrupa ülkesinde geçerlidir:

Almanya, Avusturya, Belçika, Bosna-Hersek*, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İngiltere, İrlanda Cumhuriyeti, İspanya, İsveç, İsviçre, İtalya, Karadağ*, Lüksemburg, Macaristan, Makedonya Cumhuriyeti, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, Slovenya, Türkiye, Yunanistan

       (*) Bir Ülke Pass uygulamasına katılmamaktadır.

Bir sürü de ülke varmış. Şimdi bunların hepsine ayrı ayrı vize mi almam lazım?

- Hayır. Gezeceğin ülkelerin büyük kısmı Schengen Vizesi’ne tabii. Bu nedenle seyahat süreni kapsayan bir Schengen Vizesi alman yeterli. Schengen alanı dışında bir ülkeye ( Örn: İngiltere ) gideceksen o ülkenin de vizesini alman gerekir.

Vize işlemleri yalnızca bordo pasaporta sahip olanlar içindir. Peki ya yeşil pasaportlular ne yapmalı?

- Hayat yeşile güzel. Ne vize ne bir şey var. Seyahatini planla, atla uçağa git.

intre
Interrail Biletimi Nereden Alabilirim?
 

Türkiye’de TCDD ve Gençtur firması Interrail bileti satıyor. Her 2 kurumdan da Interrail biletini alabilirsin. Öğrenci olduğunu ve 26 yaşından küçük olduğunu kanıtladığın müddet indirimli biletten direkt faydalanabilirsin. Biletini ise en erken 3 ay önceden alabiliyorsun.

*** Güncel Interrail bilet fiyatlarına http://www.tcdd.gov.tr/content.php?cntId=262 adresinden ulaşabilirsin.

 

   Biletimin Süresi Ne Kadar? Ne Zaman ve Nereden Başlar?

Interrail Global Pass biletleri yolcunun isteğine bağlı olarak:

  • 15 günlük geçerlilik süresi içinde 5 günlük (Flexi),
  • 1 Ay geçerlilik süresi içinde 7 günlük (Flexi),
  • 1 Ay geçerlilik süresi içinde 10 günlük (Flexi),
  • 1 Ay geçerlilik süresi içinde 15 günlük (Flexi),
  • 15 gün sürekli geçerli
  • 22 gün sürekli geçerli
  • 1 ay sürekli geçerli olmak üzere 7 farklı şekilde düzenlenmektedir.

Başlama tarihini sen belirliyorsun dolayısıyla yılın herhangi bir gününde yolculuğa başlayabilirsin. Tıpkı başlama tarihinde olduğu gibi Interrail’ini istediğin ülkeden de başlatabilirsin. İstersen Türkiye’den başlatarak  ya da istediğin ülkeye uçakla ya da  başka bir yolla ulaşıp Interrail’ini oradan başlatır ve zamandan kazanmış olursun.

Ancak Bir Ülke Pass bileti aldıysan biletinin yalnızca  seçtiğin ülke sınırları içerisinde geçerli olduğunu unutma.

 intt

 

   Flexi Sistem Nedir?

Daha az seyahat edecekler için ekonomik bir seçenektir. Gezginin belirlediği tarih aralığında Interrail Global Pass biletinde 5, 7, 10 ve 15 gün, Interrail Bir Ülke Pass biletinde ise 3, 4, 6 ve 8 gün seyahat etmesine olanak verir.

       Örnek 1 : Global Pass Biletlerinde 1 ay geçerlilik süresi içinde 10 gün geçerli bilet: Interrailciye belirleyeceği 1 aylık tarih aralığında sadece 10 gün trenle yolculuk yapma hakkı sağlar. Tabi ki bu 10 günü sen belirliyorsun.

      Örnek 2 : Bir Ülke Pass biletinde, 8 günlük Almanya bileti : Sadece alınan ülke sınırları içerisinde, Almanya’da ve bilet alınırken verilen 1 aylık tarih aralığında 8 gün trene binme hakkı sağlar. Yine istediğin bu 8 günü sen belirliyorsun.

    * Trenlerin kullanılacağı günler, arka arkaya olabileceği gibi aralıklı da olabilir.

    * Seçilen günler içinde, trenler sınırsızca kullanılabilir.

    * Akşam 19.00 ve sonrasında başlayıp saat 04.00’ten sonra devam edecek seyahatlerde ertesi günün tarihi geçerli olur. Daha detaylıca açıklayacak olursak Saat 19.00’dan sonra direkt bir gece trenine binersen ve bu tren son varış yerine saat 04.00’dan sonra ulaşıyorsa, biletteki Seyahat Takvimi kutularına sadece varış tarihinin yazılması gerekir. Bu aslında Interrail yapan gezginler için bir iyilik ama sık karşılaşılan bir durum değildir.

 Yukarıda aktarılan bilgiler Interrail buzdağının görünen yüzüdür. İnsanlar tüm sistemi oluşturmuş, hazırlamış, pişirmiş, önünüze kadar getirmiş. Tadına bakmak senin elinde. Daha çok merak et, daha çok araştır, çok daha fazla hayal kur.

Unutma YOL AÇIK, YOLA ÇIK!

 

intttt

 

 

Kaan Akan

Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü Proje Sorumlusu

RİO 2016 YAZ OLİMPİYATLARI

5040807

Geçtiğimiz yaz aylarında bir olimpiyat daha geldi geçti ve bu sene gerçekleşen olimpiyatlarda maalesef beklenen başarıyı elde edemedik. 2016 olimpiyatları Brezilya’nın Rio de Janerio kentinde gerçekleşti. 2016 Yaz Olimpiyatları’nda 28 spor dalında, 41 disiplinde 306 yarışma düzenlendi. Toplamda 87 ülkenin madalya kazandığı olimpiyatlarda en çok altın madalya yine Amerika’nın oldu. Türkiye’yi ise 21 branşta 103 sporcu temsil etti. Bugüne kadar yapılan 30 Olimpiyat Oyunların’da Türkiye ilk kez bu kadar kalabalık bir sporcu ile  Rio’da hazır bulundu. Ne yazık ki bu kalabalık bir kadro ile Rio’ya gidilmesine rağmen Türkiye sadece 4 bronz, 3 gümüş, 1 altın toplam 8 madalya ile kapattı. 5 madalya ile Türkiye’nin en başarılı olduğu branş güreş oldu. Türkiye’ye diğer madalyalar tekvando, halter ve engelli koşuda geldi.

Türkiye’nin tek altın madalyasını ülkemize  güreşci Taha Akgül  getirdi. Brezilya’nın Rio de Janeiro kentindeki Carioca Arena’da yapılan erkekler serbest stil güreş 125 kilo finalinde, son iki yılın dünya şampiyonu Taha Akgül ile son olimpiyat üçüncüsü İranlı Komeil Nemat Ghasemi karşılaştı.

Finalde Ghasemi’yi 3-1 yenen Taha Akgül kariyerinin ilk olimpiyat altın madalyasını elde etti.

 ta

Peki kim bu Taha Akgül ?

Taha Akgül 22  kasım 1990 Sivas doğumludur ve Karamanoğlu Mehmet bey üniversitesinde beden eğitimi bölümünde hala öğrencidir. Ankara aski spor kulübü sporcusu ve serbest güreşçidir. İlk altın madalyasını 2012 yılında Sırbistan’da düzenlenen Avrupa Güreş Şampiyonası’nda 120 kg serbest kategoride kazanmıştır.2016 Olimpiyat şampiyonluğunun yanı sıra arka arkaya 2 Dünya, 4 de Avrupa şampiyonluğu elde ederek serbest güreşte son 4 yıla damgasını vuran biri olmuştur.

 

 

DİLŞAH IRMAK

Reklam-Finans Koordinatörü

Vizeler Öncesi Ankara Etkinlik Takvimi

Herkese merhaba!

Ekim ayının sonuna yaklaşırken ve vizeler gittikçe yaklaşırken sizlere
 kafanızı dağıtabileceğiniz , eğlenebileceğiniz birkaç etkinlik önerisinde bulunmak istedim..
1) Bülent Ortaçgil Konseri
 image (1)
 
Türk gitarist,şarkıcı ve besteci Bülent Ortaçgil IF Performance Hall’da 26 Ekim Çarşamba akşamı saat 21:00’da sahne alacak.
2) Bir Delinin Hatıra Defteri
 
Gogol’un tiyatroya uyarlanmış ünlü eseri Bir Delinin Hatıra Defteri Metin Zakoğlu yorumuyla Kentpark AVM Moral Sahne’sinde oynanacak.Etkinlik 28 Ekim Cuma günü 20:00’da..Kaçırmayın!
 
3) Gripin Konseri
 
Ünlü pop rock grubu Gripin 29 Ekim Cumartesi saat 22:00’da şarkılarıyla Ankaralı müzikseverlerle buluşacak.Konser 6:45 Kaybedenler Kulübü adlı mekanda gerçekleşecek.
 
4) Bütün Kadınların Kafası Karışıktır
 
image (2)
 
Ece Temelkuran’ın kitabından uyarlanan komedi oyunu Bütün Kadınların Kafası Karışıktır 31 Ekim’de ODTÜ KKM’de sahne alacak..Deniz Çakır,Şebnem Sönmez gibi ünlü oyuncuların rol aldığı bu oyunu kaçırmamanızı tavsiye ediyorum..
5) Annemin Son Çılgınlıkları 
 
Devlet tiyatrolarının yeni dönem oyunlarından olan Annemin Son Çılgınlıkları alzheimera yakalanmış bir anneyi ve ona bakmakla yükümlü olan iki kız kardeşi anlatıyor..
Oyun 4 Kasım Cuma günü Büyük Tiyatro’da 20:00’da sahne alacak.Kaçırırsanız da üzülmeyin..Oyunun sahne aldığı diğer gün ve saatleri devlet tiyatrolarının internet sitesinde bulabilirsiniz.
 
6) Sıla Konseri
 
image (3)
Ve geldik büyük heyecanla beklediğim bir konsere..Sıla 5-6 Kasım’da ATO Congresium’da konser verecek.
Eğer siz de benim gibi bir Sıla hayranıysanız elinizi çabuk tutun!Biletler tükenebilir..
 
İlginizi çekebilecek etkinlikleri bulmanızı sağladıysam ne mutlu bana..Hoşçakalın..
 
 
Ecem ÖZDER
 
Basılı-Online Yayınlar Koordinatörlüğü 
Proje Sorumlusu